Gazze'nin Yavaş Ölümü - Şifahen Değil Acilen Filistine Yardım Lazım
TürkçeEnglishArabicGerman
Gazze'nin Yavaş Ölümü
Gazze Neresi
Krizin Boyutları
İnsani Sonuçlar
Neler Yapabiliriz?

Gazze'nin Yavaş Ölümü

Tarihindeki ilk demokratik seçimlere sahne olduğu 2006 yılına büyük umutlarla giren Filistin için 2 yıl önceki seçimin sonuçları; istikrar yerine giderek kronikleşen bir krizin ve bugün yaşananların başlangıcı oldu.

Filistinliler, direnişte büyük fedakârlığına şahit oldukları Hamas’ı iktidara taşıyıp siyasal bir liderlik rolü verirken, düşman gördüğü bir grubun iktidara gelmesi İsrail’i, Batılı destekçilerini ve bazı Arap ülkelerini oldukça sarsmıştı. Uzlaşma arayışı yerine, ilk andan itibaren Hamas hükümeti ile ilişkilerini kesen söz konusu taraflar, bununla yetinmeyerek hükümet yerine muhalefete açık destek vererek, Filistin toplumundaki siyasi farklılığı, bir çatlağa dönüştürme politikasını çıkarlarına daha uygun buldular. 2006 yılından itibaren iktidardaki Hamas’ı kabul etmeme politikasında ısrar eden uluslar arası aktörler, 1,5 yıl boyunca ilişkileri askıya alma, ekonomik ambargo, askeri saldırılar ve el-Fetih’in kontrolündeki Cumhurbaşkanlığı makamını ikinci bir hükümet gibi muhatap alma siyasetinden sonuç almaya çalıştılar. Dışarıdan güçlerin çift başlı bir Filistin seçeneğini pekiştirici yaklaşımları, Filistinli gruplar arasında iç savaşa varan gerilimde katalizör rolü oynadı.

filistin-ambargoduvari.jpg

Dünyanın en kalabalık yerleşimine sahip küçük bir coğrafyasına sıkışıp kalmış, 1,5 milyon insanın 900 bini mültecilerden oluştuğundan, bu durum siyasi ve sosyal çalkantılar için de uygun bir toplumsal alt yapı sağlamaktaydı. Nitekim, 2007 yılı ortalarına gelindiğinde, bir yanda iç kışkırtmalar, bir yanda İsrail’in operasyonları; hedeflenen sonucu getirdi ve Gazze’de Hamas ile Fetih arasında ciddi bir iç çatışma yaşandı. Olaylarda 200’ü aşkın insan hayatını kaybederken, fiili bir durum oluşturan iktidardaki Hamas, milis güçleri eliyle, Fetih’e ait tüm silahlı birimleri tasfiye ederek Gazze’deki yönetimi tamamen kendi kontrolüne aldı. O tarihten itibaren tüm çabasını bu fiili (de facto) durumu yasal (de jure) duruma dönüştürme çabalarına yoğunlaştırdıysa da, Gazze bölgesi bu kez kapsamlı bir kuşatma ile karşılaştı. Uluslar arası camia tarafından tüm ekonomik ve siyasi baskı mekanizmaları harekete geçirildi ve Gazze için zorlu bir dönem başladı.

30 Mayıs 2007 Çarşamba

Çiller DYP'yi Kaptı

Mehmet Ağar'ın ekibi geç kalınca, Çiller'in ekibi Doğru Yol Partisi'ni kaptı. Çiller'in yakın kurmaylarından Turhan Güven olayı şöyle anlattı...

Seçimlere Demokrat Parti (DP) çatısı altında girebilmek için ismini değiştiren DYP'nin başına gelmeyen kalmadı. Önce DP adı, belediye işçisine kaptırıldı.

Sorun, Cemal Şen adlı işçinin geri adım atmasıyla çözüldü. Demokrat Parti eski Genel Başkanı Yaşar Aydın, eski Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Nevruz Sınacı ve Ağar'a karşı genel başkan adayı olan Hikmet Tekbudak'ın açtığı davalar ise sürüyor. DYP yönetimi önceki gün yeni bir sürprizle daha karşılaştı. Mehmet Ağar'ın ekibi elini yavaş tutunca Tansu Çiller'e yakınlığı ile bilinen "muhalif" isimler pazar günü kapanan DYP'yi yeniden kurdu. Anavatan Partisi ise tedbirini aldı. 2 Haziran'da DP'ye katılmak için kapanacak olan Anavatan Partisi'nin yöneticileri, iki ayrı parti kurarak isim hakkını kaptırmamaya çalışacak.

DP Genel Başkanı Mehmet Ağar'ı sıkıntıya sokan gelişme önceki gün yaşandı. Pazar günü DYP'nin ismini DP olarak değiştiren Ağar, bir gün sonra acı bir sürprizle karşılaştı. Çoğunluğu ilçe başkanı gibi teşkilat mensuplarından oluşan 32 isim İçişleri Bakanlığı'na başvurarak DYP'yi yeniden kurdu. Bu projeyi Tansu Çiller'e en yakın isimlerden biri olan eski grup başkan vekili Turhan Güven yürütüyor. Ağar'ı sert bir dille eleştiren Güven, "Baktık kapatıyorlar, biz de açtık. Mehmet Ağar, DYP adını beğenmedi, ortada bıraktı. Pazartesi Mehmet Bey'in ekibi de kurmak için gelmiş; ama geç kalmışlar." dedi.

Güven, milletvekili aday listelerinin açıklanacağı 4 Haziran'dan sonra DYP'ye büyük katılım olacağını iddia etti. Bu tarihten sonra kongreyi toplayarak DYP'yi canlandıracaklarını ifade eden Güven, "düz ova siyaseti"ne izin vermeyeceklerinin altını çizdi. Kulislerde, DYP'nin 22 Temmuz sonrası siyasete döneceği söylenen eski Başbakan Tansu Çiller'e hazırlık amacıyla kurulduğu öne sürülüyor. Güven, bu iddiaları kabul etmezken, "DYP kurulurken Tansu Hanım'la görüşülmedi. Ancak, kuranlar Çiller'i tanır ve sever." ifadelerini kullandı.

29 Mayıs 2007 Salı

Tuncay Özkan'ın Gerçek Yüzü

16 Mayıs 2007 Çarşamba

Neyi merak ediyorsanız, cevabı burada...

* Osman Özsoy                     yazaramesaj@gmail.com


Bugünlerde ülke gündemi ile ilgili neyi merak ediyorsanız, aşağıda sonuçlarına yer vereceğim araştırmada yanıtı bulabileceksiniz. Ama öncelikle, son günlerde haberlere sıkça konu olan çeşitli kamuoyu araştırmalarıyla ilgili bir noktanın altını çizmek gerekiyor.


Yapılan tüm araştırmalar, bugünün fotoğrafını veriyor. Yani 2 ay sonra bir vatandaş ortaya çıkıp, "İyi ama Mayıs ayındaki ankette durum böyle değildi" demesi gerçekçi değil. Aslında iyi bir araştırma ile bu konudaki farklılıklar da tespit edilebilir. Keşke fırsat olsa da aynı deneklerle bir daha görüşülebilse ve eğer varsa içlerinde parti tercihini değiştirenler veya bugünlerde kararsız iken sandık yaklaştığında kararını verenlerin bu yönelişlerinde nelerin etkili olduğu tespit edilebilse. Bence çok yararlı olurdu. Hatta bu seçmen reflekslerini tespit açısından bir bakıma ihtiyaç da...


Sizleri daha baştan sıkmamak için araştırmanın künyesine yazının sonudan yer vereceğim. Şimdi hemen, araştırmalarına oldukça güvendiğim GENAR Araştırma firmasının "Partiler 22 Temmuz Yarışına Nereden Başlıyor" başlıklı Türkiye Siyasi Gündem Araştırması'ndan derlediğim verilere geçelim.


Gül mü Baykal mı?


Cumhurbaşkanını halkın seçmesi durumunda, eğer ikinci tura Abdullah Gül ve Deniz Baykal kalırsa, Abdullah Gül, Baykal'ın %22'sine karşılık %51'lik destek alacak görünüyor. Bu duruma göre Baykal sadece sol seçmenlerden oy alırken, Abdullah Gül'ün merkez sağ partilerden de oy alacağı sonucu ortaya çıkıyor. Bu veriler aynı zamanda, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde DYP ve Anavatan'ın Gül'e karşı takındığı tutumun kendi parti tabanlarında çok da onaylanmamış olabileceği gibi bir sonuca da götürmesi ihtimal dahilinde. Fikir beyan etmeyenleri saklı tutarsak, %23'lük bir kitlenin her iki isme de sıcak bakmadığı görülüyor.


Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşananlarla ilgili olarak, hükümetin, genelkurmay başkanlığının, CHP'nin, DYP'nin, ANAP'ın, üniversitelerin ve medyanın tavırları ile alakalı olarak Türk toplumu sayılanlardan hiç birinin tavrını olumlamamaktadır. Bu sonuçlar bize, Türk halkının gerilim istemediğini gösteriyor.


Solda lider arayışı...


Türk toplumuna göre birleşik solun liderliğinde sivrilen isim, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül. Baykal ve Sarıgül başa güreşiyorlar. Ancak Baykal'ın yıllardır CHP'nin lideri olduğu düşünüldüğünde, Sarıgül'ün onun yerine talip en güçlü aday olduğu sonucu ortaya çıkıyor.


Tablo şöyle: Deniz Baykal %13.9, Mustafa Sarıgül %13.3, Ahmet Necdet Sezer %10.7, Zeki Sezer %7.7, Hikmet Çetin %4.9, Erdal İnönü %3.2.


İlginç olan veri ise, toplumun yaklaşık yarısının (%45'inin) solda ne olup bittiği ile hiç ilgilenmediğini söylemesi.


Öncelikli sorun...


Türk toplumunun birincil sorunu: İşsizlik.


Türk toplumunun %40'ının temel gündemi işsizlik iken, yüzde 19'u ise ekonomi diye cevap vermiş. Bu durumda toplamda yaklaşık %60'lık bir kesim Türkiye'nin öncelikli sorunu olarak ekonomiyi görmektedir. Öyle anlaşılıyor ki, halkın gündemi ile toplum mühendislerinin gündemi arasında büyük farklar var. Sizler son 1 aydır gündem belirleyen kişi veya kurumların ülkenin bu temel sorununa iilişkin yeni bir yaklaşım veya çözüm önerisi getirdiğini hiç duydunuz mu?


Yolsuzluklar, eğitim, demokrasi, rejim tehlikesi, cumhurbaşkanlığı gibi konular da Türk toplumu açısından sorun olarak görülmekle beraber, ikincil sorunlar olarak değerlendirilmektedir.


Bugünkü tablo 2 partili Meclis'i işaret ediyor?


22 Temmuz 2007'de yapılacak olan Milletvekilliği Genel Seçim yarışına partiler bu hafta itibariyle şu oy oranlarıyla başlamış durumdalar:


AK Parti %43.9, CHP-DSP %21.5, DYP-ANAP (DP): %9.0, MHP: %7.3, GENÇ PARTİ:%6.7, DTP:%6.1, SAADET PARTİSİ:%1.8, DİĞER:%3.8


AK Parti seçim yarışında bugün itibariyle önde görünüyor. 2 ayı aşkın bir kampanya sürecinde bu tabloda elbette değişmeler olacaktır.


Ancak, DTP'nin bağımsız adaylarla seçime gireceğini dikkate alındığında parlamento (muhtemel ki en az) 3 partili olacaktır. Diğer taraftan DP'nin %10'u aşma potansiyeli taşıdığı görülmektedir. MHP ve Genç Parti, barajı zorlayan bir trend içindedirler. Seçim sürecinde atacakları stratejik adımlar barajla olan ilişkilerini belirleyecektir.


Kararsızlar iki partide toplanıyor?


Kendilerine en yakın gördükleri parti sorulduğunda yaklaşık %15'lik kararsız kitlenin yarıdan fazlası yine kararsız durumda kalıyor. Diğerlerinin ağırlıklı olarak AK Parti ve CHP'ye kaydığı görülüyor.


Tatilde kim gider sandığa?


22 temmuzda sandığa gitmeyeceğini söyleyenlerin oranı sadece %6. %17.7'lik bir kitle ise seçim nedeniyle tatilini bozmayı düşünmüyor. Doğrusu bu büyük bir rakam. Tatile rağmen sandığa gideceğini söyleyenlerde AKP seçmenleri 1., DYP-Anavatan seçmenleri 2. sırada.


Vatandaş rejim tehlikede söylemini benimsemiyor. Ancak, bir kısım tereddütleri de yok değil. %54 rejim tehlikede değildir derken, %38 rejim tehlikede cevaı veriyor. Deneklerin %8'i ise bu konuda fikir sahibi değil.


Türkiye'nin öncelikli sorunlarının sorgulandığı soruda, rejimin tehlikede olduğunu söyleyenler %4 iken, hatırlamalı soruda bu oran %38'e yükselmektedir. Bu veriler, bu anlamda yapılan propagandanın seçmen nezdinde karşılığının oluştuğunu göstermektedir.


www.genar.com.tr adresinden araştırmanın detaylı sonuçlarına ve künyesine ulaşabilirsiniz.

Dini cemaatler kime oy verecek?

Ruşen Çakır'dan, 22 Temmuz seçimlerinde cemaat oylarının ne yönde kullanılacağına dair ipuçları

Dini cemaatler ve seçimler

Dini cemaatlerin çoğunun siyasi parti tercihlerinde şu noktalar öne çıkıyor:

1) Aslında cemaatler, siyasi partilerin din işlerine fazla girmesinden hoşlanmaz, o alanın kendi tekellerinde kalmasını isterler;

Grubun bu seçimlerdeki tercihini, Yeni Asya'nın sahibi Mehmet Kutlular'a sordum, "Tabii ki Demokrat Parti'yi destekliyoruz. Çünkü demokrat misyonu o sürdürüyor" cevabını verdi. Kutlular, AKP dahil diğer partilerin hiçbirinin "gerçek manada demokrat" olduğuna inanmıyor.

Bir diğer istisna da Süleymancılar. Kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan'ın ölümüyle cemaatin başına geçen damadı Kemal Kacar yıllarca merkez sağ partilerden milletvekili seçildi. Onun ölümüyle yerini alan Tunahan'ın torunu Ahmet Denizolgun da RP'den Meclis'e girdi, ardından ANAP'a yönetici oldu. Şimdi Süleymancılar, liderleriyle birlikte DP'yi destekliyorlar.

Fakat bu grup 1990'lardan itibaren sürekli bölündü, küçüldü, eski gücünü kaybetti. Öyle ki cemaat liderinin kardeşi Beyazıt Denizolgun AKP'ye kurucu oldu ve İstanbul'dan milletvekili seçildi.

Tarikatların durumu
1990 ve 2000'li yıllarda Nakşibendilik, Kadirilik gibi tarikatlar modernleşmeye çalıştı, dışa açıldı, şirketleşti ama günün gereklerine göre yönetilmedikleri için büyük ölçüde etkilerini kaybettiler. Bunun en çarpıcı örneği, bir zamanlar MSP'nin kurulmasına ön ayak olan, bürokrasiye nice kadro yetiştiren Nakşiliğin İskender Paşa koludur. Prof. Mahmut Esat Coşan'ın ölümüyle bu tarikat silindi gitti.

harfiyen yerine getirildiği yapılar değildir. Bu nedenle her müridin, mürşidinin işaret ettiği parti ya da adaya oyunu vereceği kesin değildir. Zaten mürşidin müridleriyle ilişkisi giderek medya vb. dolayımıyla kurulduğu ve eğer varsa bu tür pazarlıkları yabancıların da haberdar olabileceği şekilde duyurmak abes kaçacağı için, işaretin yaygınlaştırılabilmesi de zordur.

Gülen'in tercihi
Bu seçimlerde en önemli odaklardan biri kuşkusuz Fethullah Gülen cemaati olacak. Normal olarak Gülen tüm yumurtalarını aynı sepete koymaz, tüm sağ partilerle, hatta Ecevit dönemi DSP'si ile iyi ilişkiler kurmayı tercih ederdi. Fakat 27 Nisan kriziyle birlikte cemaatin yayın organları açık bir şekilde AKP taraftarlığı yapıyor, ANAP-DYP birleşmesiyle doğan DP'yi sert bir şekilde eleştiriyorlar.

Aslında Gülen ile Erdoğan'ın yıldızları RP döneminden beri tam olarak barışmamış, taraflar birbirlerine hep kuşkuyla bakmışlardı. Fakat son dönemde "ordu mağduru" olma ortak paydasında birleşmiş gözüküyorlar. Bunda AKP'nin, Abdullah Gül gibi cemaatin sıcak baktığı bir ismi aday göstermesi de etkili oldu. Öte yandan cemaatin, devlet, özellikle Emniyet içindeki kadrolarını muhafaza etmek için AKP'yi desteklediği de ileri sürülüyor.

Ruşen Çakır/Vatan

11 Mayıs 2007 Cuma

'Çağdaş Yaşam' okullara müstehcen kitap gönderdiğini itiraf etti

'Çağdaş Yaşam' okullara müstehcen kitap gönderdiğini itiraf etti
 
 
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD), ilköğretim öğrencilerine dağıttığı hikaye kitaplarının 'pornografik' öğeler içerdiğini itiraf etti. ÇYDD'den kitapların dağıtıldığı okullara "ivedi düzeltme" başlığı ile gönderilen yazıda kitapların bazılarının 'yetişkinler' için olduğu belirtildi.
 

Söz konusu kitapların çocuk hikâyelerinin arasına yanlışlıkla girdiği iddia edildi. Derneğin kitap projeleri sorumlusu Gülsüm Kaya, pornografik ifadeler içeren kitapların hangi okullara gittiğini tespit edemediklerini anlattı. Kaya, "Kitaplar 23 Nisan'a yetişsin diye acele ettik. Çıkan haberlerden sonra durumun ciddiyetinin farkına vardık. Okullardan da bize çok sayıda yazı geldi." dedi.

Vakit Gazetesi önceki gün 'Ahlâksız kitaplar toplatılsın' başlığıyla yayınladığı haberde, başkanlığını YÖK eski üyesi Türkan Saylan'ın yaptığı ÇYDD'nin ilköğretim öğrencilerine dağıttığı kitapta pornografik ifadelerin yer aldığını duyurmuştu. Can Yayınları'ndan çıkan ve üzerinde "ÇYDD'nin Atatürk çocuklarına armağanıdır" notunu taşıyan kitaplardaki bazı hikayelerin, müstehcen ifadeler içerdiği tespit edilmişti. Haber üzerine bir açıklama yapan ÇYDD Genel Başkanı Türkan Saylan, haberleri 'iftira' olarak nitelemişti. Ancak kamuoyundan gelen büyük tepki üzerine ÇYDD'den kitapların dağıtıldığı okullara gönderilen 07.05.2007 tarihli yazıda müstehcen kitapların ayrılması istendi. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Merkez Yönetim Kurulu Üyesi ve Kitap Projeleri Sorumlusu Gülsüm Kaya imzalı 'İvedi düzeltme' başlıklı yazı şöyle: "Can Yayınları'nın 25. yılını kutlama etkinlikleri çerçevesinde ihtiyaç sahibi okullara göndermemiz için derneğimize bağışladığı 100 bin kitaptan çocuk kitaplarının ayrılması ve kolilenmesi sırasında aralarına yanlışlıkla yetişkin kitapları karışmış ve yanlış kaşelenmiştir. Yolladığımız kitaplardan aşağıdaki listede bulunanların dışındakiler yetişkinler için yayınlanmış kitaplardır."

ÇYDD'nin gönderdiği çocuk kitapları listesinde Şebnem İşigüzel'in yazdığı pornografik figürler içeren "Öykümü Kim Anlatacak?" adlı kitap yer almıyor. Müstehcen içerikli kitapların üzerindeki "ÇYDD'nin Atatürk çocuklarına armağanıdır" kaşesinin iptal edilmesi de vurgulanırken, söz konusu yayınların öğretmenlerin kullanımına sunulması isteniyor. Gülsüm Kaya, toplam 202 okula kitap gönderdiklerini söyledi. Pornografik ifadeler içeren kitapların hangi okullara gittiğini tespit edemedikleri için tüm okullara düzeltme yazısı göndererek yaptıkları hatayı tamir etmeye çalıştıklarını savunan Kaya, okullardan kendilerine çok sayıda yazı geldiğini açıkladı.

İlköğretim öğrencilerine dağıtılan kitaptan bir bölüm

ÇYDD'nin ilköğretim öğrencilerine dağıttığı kitapları Şebnem İşigüzel kaleme aldı. Şebnem İşigüzel'in yazdığı "Öykümü Kim Anlatacak?" adlı kitapta 8 tane hikaye yer alıyor. Hikayelerden biri 'Işık Hızındaki Spermler' adını taşıyor. 'Geri Kalan Yaşamının Tüm Perşembeleri' adlı hikayede ise bir fahişenin yaşamı anlatılıyor. Hikayede geçen ifadeler en ağır porno sözcükleri bile hafif bırakıyor: "Evet, dedim Bıyığa. Çellocu kızı d... isterim." "Keşke karılar ölmemiş olsa, bir de biz g...", "Giyinirken Çellocu Kız, 'İlk kez sünnetli bir p... görüyorum' diyor. Hikaye kitabında Müslümanlar, Hıristiyan kentini ele geçirip Hıristiyanları kireç kuyularına atan insanlar olarak gösterilirken, diğer bir hikayede de küçük bir çocuğun annesiyle enseste varan ilişkisi anlatılıyor.

28 Şubatçılar DYP'yi işgal ediyor

Çiller'den kurmaylarına: 28 Şubatçılar DYP'yi işgal ediyor
 
Anavatan-DYP birleşmesine Tansu Çiller'in soğuk baktığı ortaya çıktı. 3 Kasım sonrası aktif siyaseti bırakan Çiller, "geri dön" çağrılarına karşılık vermedi.

Çiller, DP listesinden seçimlere girme teklifini de reddetti. Ancak seçim sonrası için açık kapı bıraktığı ve gelişmelere göre hareket edeceği belirtiliyor. Çiller'le kısa bir süre önce görüşen bir DYP'li, "Mesut Yılmaz'ın, Hüsamettin Özkan'ın girişi 28 Şubat'ın DYP'yi işgal hareketidir. Bu işgal geçicidir ve zamanı gelince gereken yapılacaktır." dedi.

3 Kasım'da tasfiye olan isimler DP'ye yöneldi. Yılmaz'ın Rize'den aday olması kesinleşince gözler DYP'nin eski genel başkanı Çiller'e çevrildi. DYP içinde halen ağırlığı olan Çiller'in milletvekili adaylığı teklifi aldığı öğrenildi. Geçtiğimiz günlerde Çiller'i İstanbul'daki evinde bir grup DYP'li ziyaret etti. Çiller'e istediği yerden aday olabileceği söylendi. Çiller'in bu öneriyi, "Şimdilik siyasete girmiyorum." diyerek reddettiği kaydedildi. Çiller'in yakınlarından eski DYP Grup Başkan Vekili Turhan Güven, bu teklifi doğruladı. Çiller'in birleşme hareketiyle ilgisi olmadığının altını çizen Güven, "DP'nin başarılı olması zor. Baraj sorunları var. Teşkilatlarda yaşananlar ortada. Bunların görüntüsü 'Yeter söz devletindir' şeklinde." dedi.
 
Ömer Şahin, Ankara
 

8 Mayıs 2007 Salı

Sözde Atatürkçü ama özde İsrail’ci!


Sözde Atatürkçü ama özde İsrail’ci! İşte AKP’nin oyları yüzde 50’yi bulduysa, bu memleket kayboldu demektir" diyen ve "Atatürk'ü görmekle" övünen Borusan Holding’in kurucusu'nun gerçek yüzü


Asım Kocabıyık’ın, kökü dışarıda örgütlerden Rotary kulübüne üye olduğu ortaya çıktı. Asım Kocabıyık tarafından yaptırılan Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi’nin giriş kapısı ve bahçesinin demir parmaklıklarını masonların ve İsrail'in devlet sembolü olan “Yedi Kollu Şamdan” ile çevirmesi de dikkat çekiyor.
Büyükçekmece İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü yetkililerinin, Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi’nde “Yedi Kollu Şamdan” kullanılmasına yönelik soruşturma başlattıkları öğrenildi. Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi Okul Müdürü Mustafa Yıldırım, okulun Borusan Holding sahibi Asım Kocabıyık tarafından yapıldığını söyledi ve memur olduğu için okulun yapısı ve Yedi Kollu Şamdan’ın kullanılması hakkında konuşamayacağını söyledi.

Borusan Holding’in sahibi Asım Kocabıyık da, okul yapımında Yedi Kollu Şamdan’ı neden tercih ettiğini açıklayamadı. Kocabıyık'ın Sekreteri Hande Acar, Asım Kocabıyık’ın asistanı ve Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Teknik Lisesi Vakıf Müdürü Nihal Alptekin’e sorularımızı aktaracağını ve gazetemize dönüleceğini söyledi ve “Nihal Hanım mutlaka sizi arayacak” dedi. Buna rağmen gazetemize dönüş olmadı ve konuşmaktan kaçındılar.
(Vakit)

Atatürk'ün Amerikaya yaptığı konuşma...

hasenat

KUR'AN-I KERİM ARAŞTIRMA VE İNCELEME PROGRAMI ......

Mükemmel bir Kur'an-ı   Kerim araştırma ve   inceleme programı. Arapça metin, 22 meal, 4 fihrist.
Arapça ve Türkçe gelişmiş arama seçenekleri, ayetleri derleme ve sonradan okuma, metin editörü, alfabetik sıralama, kullanıcı tarafından belirlenebilir renklendirme, geliştirilmiş program özellikleri. Tıklayın indirin... Tamamen ücretsiz...

cepMeal.gif